https://www.sporunuyap7.com/sitemap_index.xml
Kızılcık Dalları Romanı Özeti Konusu Içeriği Kişileri Kısaca - Rüya Tabirleri
Anasayfa » Haber » Kızılcık Dalları Romanı Özeti Konusu Içeriği Kişileri Kısaca

Kızılcık Dalları Romanı Özeti Konusu Içeriği Kişileri Kısaca

İlk kitabın konusu

Bir yetim olan Nedid Hanım tarafından saraya götürülen Gölsüm’ün saray hayatı boyunca yaşadıklarını ve uğradığı haksızlıkları anlatan bir kitap.

Kitabın genel fikri 3.

İnsanların ne kadar iki yüzlü olabileceğini, ne yaparsan yap faydalı olamayacağını, çıkarlarının kişiliğinden önce geldiğini, gaddarlık, kabalık, çekişme ve dedikodunun sağlıksız ilişkilerin topluma verdiği zararları anlatıyor.

kitap özeti 2.

İnternette daha hızlı gezinin. Firefox’u Google Araç Çubuğu ile edinin

Nedid Hanım, Bolu’dan ortanca kızının Pendik istasyonunda gelmesini bekliyordu. Sonunda Adapazarı’nın postası gelir, orta yaşlı bir köylü ve misafir olmayan iki çocuk Nadide Hanım. Önünde kamp kurarak geceyi orada geçirmesini planlamışlar, Nedid Hanım onları görünce dayanamayıp evine almış. Nadide Hanım’ın büyük kızı Ülsüm’ün kendisini evlat edinebileceğini söyler ve bu teklif yaşlı adam tarafından kabul edilir. Ancak Gülsüm, küçük kardeşi İsmail’e inanılmaz derecede bağlıydı. Onu İsmail’den ayırmak imkansız gibi görünse de Gülsüm, acısını bir iki günde sindirerek ayrılığı yaşamıştır.
Gülsüm’ün evlatlık verildiği bu evde küçüğünden büyüğüne herkes onu hor görmüş, hep suçlanmış, azarlanmış, dövülmüştür. Gülsüm’ü kendi çıkarları için kullansalar da o herkese yardım etmek için çalışıyordu. onun insanları. İsmail’e mektup yazmak için okula gitmesine rağmen okuma yazma öğrenemedi; Evdeki yaşlıları kendisine göndermek için topladı ve onunla tanışmak için para biriktirmeye çalıştı ama her seferinde başarısız oldu. Nitekim Ndidi Hanım evin en küçük çocuğu olan Bülent’e Golsüm’ü göndermektedir. Gülsüm, himayesine alınsa da aklında İsmail’den başka bir şey yoktu. Bülent’in sütannesinin aklına İsmail’i unutturmak için bir fikir gelir Gülsüm’e İsmail’in öldüğünü söylemiş ve aslında bu olaydan sonra Bülent Bülent’e ilgi duymaya ve onun hayranı olmaya başlamış ve çocuk Gülsüm’ü o kadar sevmiştir ki söylediği her şey Zamanın geçmesiyle Bülent, Gülsüm’e kötü davranmaya başlar ve bir kaza sonucu Bülent’in kolu kırılır ve onu Gülsüm’den ayırırlar.
Gülsüm, ömrünü ev işleriyle ve evdekilere yardım ederek geçirdiği için belli bir mesleği öğrenememiştir. Ne kadar çalışırsa çalışsın sarayda büyüyüp genç bir kız olan Golsum’un hayatını anlattı. Koştu, yetmeyecekti, daha fazla koşabilsin diye dövüp duracaktı, bütün dalları değişmese, neden kendini boşuna yorsun?
Bu yaz yine Pendik’teydiler. Orada merhum Paşa Kafer Bey’in yeğeni Murat ile tanışırlar. Murat’ın eşi verem hastasıydı ve onu temiz hava alması için Pendik’e getirdi. Ancak kadının durumu ağırdı ve ölecekti.Yani iki çocuğu olan Murat perişan haldeydi. Hastayı ziyarete giden Nedid Hanım, Gülsüm’ün hastanın yanında kalmasını uygun gördü. Bu, Julesom için kaçırılmaması gereken bir fırsattı. Çünkü o istedi. Kafasını duyabilmek. Hastanın durumu ağırlaşınca Murat Bey hemşire ile işbirliği yaparak Sani’yi almak istedi. Kadın ölürken Gülsüm’e, “Eğer ölür de Sania’yı Murad’la evlendirirlerse ölüm döşeğine düşerler, çocuklarını görmezler, benim gibi gözleri önünde ölürler” dedi.
Kadının ölümüyle saraya dönen Gülsüm, evliliğe hazırlanan ev halkına durumu anlatarak olacakları beklemeden evden ayrıldı.
Yıllar geçti, Dürdane’nin karaciğerinden ölen çocukları Saniye ve Akir Bey kalp hastalığından öldüler.Nadide Hanım Ankara’da akrabalarının yanında kalıyordu. Evet, serfin üst katındaki çocuk tiyatrosunun çarşaf perdeleri arasında, kucağında, yüzü hıçkıra hıçkıra ağlayarak kantoyu söyleyen küçük Gülsüm’dü.

4. Kitaptaki olay ve kişilerin değerlendirilmesi

Nadia Hanım: İyi huylu, hüzünlü, vefasız, korkak, en uygun olmayan zamanda olay çıkaran ve üzülen bir kişiliğe sahiptir.

Gülsüm: Yalancı, küstah ve tartışmalı, utanmaz ve nihayetinde dürüst olmayan, fitneci ve çok dedikoducu.

Tanrı’nın Cömertliğinden Bir Çocuk Odası: Kendini sevdirmenin, saygı duymanın ve onurlandırmanın bilimini bilen sadık, orta yaşlı bir kadın.

Sani: O güzel ve çekici ama şeytani.

Lala Tahir Ağa: Yalancı, azarlamaktan utanmayan, nasihatle ilgilenmeyen, çıkarcı bir kişiliğe sahiptir.

Murat: Zengin, duygusal, boş, konuşkan bir kişiliği var.

Kitap hakkında kişisel görüşler 5

Kitapta tek bir olaya ve tek bir kişiye odaklanılması, olayların aynı boyutta ilerlemesi, sade bir dil kullanılması, ilerleyen bölümlerde olabileceklerin önceden tahmin edilmesi, olay örgüsünün geniş tutulmaması, okuyucuda beklenen duyguların yeterince karşılanmaması ve okuyucunun algısının küçültülmesi. faiz.

6. Yazar hakkında kısa bilgi

25 Kasım 1889’da İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden mezun oldu (1912). Bursa’da başladığı (1913) öğretmenlik mesleğini farklı okullarda sürdürdü. Milli eğitim müfettişi oldu (1931), Çanakkale milletvekili (1933-1943), Paris’te kültür ataşesi, emekli oldu (1954), kanser tedavisi için gittiği Londra’da öldü. İstanbul’da Karaca Ahmed Mezarlığı’na gömülen ve yazarlığa Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda başlayan (1917) Reşad Nuri’nin ilk eseri 1917’de yayınlanan Eski Ahbab’tır (Uzun Hikâye). Dergi, 1918/19; Nadim’in Günlüğü, 1919; Büyük Dergisi, 1919). Jallikosho Vaket (1922) gazetesinde yazdığı tefrika ile geniş ün kazandı. Derinden dokunaklı bir çalışma olan Chalishkoshu’da Anadolu, idealist ve aydın ilk kızı Ferid ile tanışır ve romana çok kapılır. Az okunan ve aydınlatılan bu roman, canlı, doğal diliyle iki sınıf arasında köprü kurmuştur. Reşad Nuri’nin hemen hemen bütün romanlarında Anadolu’nun mekânı, kırsal kasaba ve şehirleri, çevresi, türü, sorunları ve farklı görüşleri olan bir çevre olarak görülür. Romanlarında toplumsal ve duygusal konuları işleyen yazar, öykülerine mizahı da katmıştır.
Yazdığı, tercüme ettiği, kitap haline getirdiği veya dergi, gazete ve tiyatro elyazmalarının sayfalarında kalan eserlerinin toplamı yüz; 19 tanesi telif roman, 7 tanesi hikaye. Yazdığı, çevirdiği, uyarladığı ve oynadığı oyun sayısı roman ve öykü kitaplarının sayısından daha fazla yayımlanmamıştır. 7 Aralık 1956’da İstanbul’da öldü.

o çalışıyor:

Kısa öyküler: Deif Allah (1927), Sönmüş Yıldızlar (1927), Leyla ve Mecnun (1928), Olağan İşler (1930), vb.
Gezi Yazıları: Anadolu Üzerine Notlar (Cilt I 1936; Cilt II 1966).
Balıkesir Muhasebecisi (1953) ve Tanrıdağı Bayramı (1955) en ünlü oyunlarıdır. Karısı, tüm eserlerini ölümünden sonra bir belge olarak yeniden bastı.
Romanlar: Gizli El (1922), Çalıkuşu (1922), Damga (1924), Dudaktan Kalbe (1925), Akşam Güneşi (1926), Kadın Düşmanı (1927), Yeşil Gece (1928), Merhamet (1928), Yaprak Düşüşü ( 1930), Kızılcık Dalları (1932), Cennet (1935), Kadim Hastalık (1938), Ateş Gecesi (1942), Mel (1944), Miskinler Köşkü (1946), Blossom of the Ruins (1953), Pop Windslar ( 1950), Son Çare (1961), İntikam (1955),
Kısa öyküler: Deif Allah (1927), Sönmüş Yıldızlar (1927), Leyla ve Mecnun (1928), Olağan İşler (1930)
Gezi Yazıları: Anadolu Üzerine Notlar (Cilt I 1936; Cilt II 1966)
Oynar: Balıkesir Muhasebeci (1953), Bayram Tanrıdağ (1955)
Bizim hakkımızda yaz
Reşat Nuri Güntekin Türkan Poyraz – Muazzez Albek (Ankara, 1957)
Reşat Nuri Güntekin Muzaffer Uyguner’in Hayatı, Sanatı ve Eserleri (Varlık Yay, 1967).
Reşad Nuri Güntkin, İbrahim Zaki Bordurlu adlı romanıyla (İzmir Eğitim Enstitüsü Yay., 1971)
Reşad Nuri’nin tiyatro yazıları Prof. Dr. Kamal Yavuz, Kültür Bakanlığı j.
Nuri Güntkin’in Romanlarında Kişilerin Dünyası Birol Emil (1984) Doçent Doktor.

Diğer roman özetleri

kitap özetleri

«Miskinler Locası Özet Reşat Nuri GÜNTEKİN Miskinler Tekkesi Özet Reşat Nuri GÜNTEKİN»

Diğer gönderilerimize göz at

Yorum yapın