https://www.sporunuyap7.com/sitemap_index.xml
Türk Dilinin Gelişimi Türkçenin Yapısı Tarihi Değişimi Gelişmesi - Rüya Tabirleri
Anasayfa » Haber » Türk Dilinin Gelişimi Türkçenin Yapısı Tarihi Değişimi Gelişmesi

Türk Dilinin Gelişimi Türkçenin Yapısı Tarihi Değişimi Gelişmesi

Dil nedir Temeli bilinmeyen zamanlarda atılan, doğal yapısı ve kuralları içinde yaşayan ve gelişen canlı bir varlık, toplumsal bir kurumdur. Ve her dilin doğuşu, ortaya çıkışı, gelişimi ve kullanımı zorla değil, kendi doğal yapısına, işleyişine ve gramerine göre gerçekleşir. Tüm doğal diller her canlı gibidir, doğar, büyür, gelişir, değişir ve ölür. Dildeki değişim, o dilin iç ve dış dinamikleri ile gerçekleşir.
Dil, kendi dilbilgisi içinde ses, kelime bilgisi ve biçim açısından zaman içinde değişebilir. örnek; “kel->gel-”, “könül> gönül”, “edgü> eygü> eyü> eyi> iyi” … Bazen dilde bazı kelimeler anlam değişikliğine uğrayabilir. örnek; Yavuz kelimesi eski Türk dilinde “kötü, hırsız” anlamlarına gelirken, günümüzde “yiğit, iyi, güçlü, güzel” anlamlarına gelmektedir.
Dildeki bir değişiklik genellikle konuşma diliyle başlar ve ardından yazı dilini etkiler. Çünkü konuşma dilindeki değişim yazı diline göre daha hızlıdır. Yazı dili statik, konuşma dili dinamik olduğundan, imla ve telaffuz arasındaki fark zamanla artar ve yazı dilinde reform ihtiyacı ortaya çıkar.
Siyasi, sosyal, ekonomik ve teknolojik gelişmeler yazılı ve sözlü dili etkilemektedir. Özellikle son yıllarda yaşanan teknolojik gelişmeler; Yaşama şeklimizi, düşünme şeklimizi ve kullandığımız dili hızla değiştiriyor. Bu yüzden “email, emoji, drone, selfie” gibi yeni kelimeler dilimize giriyor.
Her dil, zaman içinde gelişmeye devam etmek, yeni kavramları ve ortaya çıkan ihtiyaçları karşılamak için ya etkileşimde bulunduğu dillerden kelime alır ya da bu kelimeleri kendi imkanları dahilinde üretir. Yeni alanların gerektirdiği kelime ve terimler çeviri yoluyla türetilir. Bu kelimelerin bir kısmı dilde kabul görür, bir kısmı unutulur, bir kısmı ise ait olduğu alanda kalır ve bu alana ilgi duyanların sözlüklerinde yerlerini alır. Bu durum “sözle ölüm” kavramını da beraberinde getirmektedir. Örneğin govlek (tahta kova), guşane (çift kulplu çömlek) ve cibarmak (şişme) gibi eski nesne veya kavramlara karşılık gelen sözcüklerin yerine yenileri konur.
Ülkeler arasında ortaya çıkan siyasi ve ticari ilişkiler, kültür alanında, özellikle dil alanında etkileşime yol açmaktadır. Bu etkileşim sonucunda bir dildeki kelimeler ve bazı dilbilgisi diğer dillere aktarılabilir. Türk dili bu ilişkilere bağlı olarak bazı değişimler geçirmiş ve farklı dillerin alanına girmiştir. İslamiyet’in kabulüyle birlikte Arapça ve Farsça ile Tanzimat’tan sonra Fransızların Türk dilini etkilemesi bu duruma örnek verilebilir.
Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemindeki siyasi ve idari reform hareketleri Türkçeyi de etkilemiştir. Özellikle edebi örgütlenmeler, çeviri faaliyetleri ve gazetecilik döneminde dili sadeleştirme çabaları dile de yansımıştır. Bu dönemde dilde gerekli olan sadeleşme tam olarak sağlanamasa da dilde sadeleşmenin yolu açılmıştır.
XX. 20. yüzyılın başlarında “Yeni Diller” çalışmaları ile dil sadeleştirildi ve bu sadeleşme Cumhuriyet’ten sonra da devam etti. Cumhuriyet döneminde Latin alfabesine geçilmiş, yeni eğitim kurumlarının açılmasıyla okuma yazma oranı artmıştır. Cumhuriyet döneminde yapılan çalışmalarla yazı dili ile konuşma dili birbirine yaklaşmış, önceki yıllarda görülen aydın dili, halk dili gibi ayrımlar ortadan kalkmıştır.
Yüzyıllarca akan bir ırmak gibi Türkler de geçtikleri her topraktan bir takım unsurlar almış, fakat aldıkları her unsuru bünyesine uyarlamış, Türkçe’ye tercüme etmiş ve kendi kalıplarında eritmiştir. Öte yandan Türk dili etkileşimde bulunduğu diğer dilleri de etkilemiş ve Türkçeden kelimeler ve bazı yapılar bu dillere aktarılmıştır.

Dil ve milletin Türkçe sözlüklerle bağlantısı

Diğer gönderilerimize göz at

Yorum yapın