medyauzmani.com
Ücretli işverene kötü haber – Rüya Tabirleri

Ücretli işverene kötü haber


Çalışma hayatının büyük bir bölümünde işletme sahibinin maliyetlerini en aza indirerek işletmenin kârını artırmayı hedeflemesi bir işletme gerekliliğidir. Ancak bazı işverenler, maliyet düşürmeyi işçiye yük haline getirerek yasa dışı uygulamalara başvurabilmektedir. Bu çarpıklıklardan biri, bazı maaşların bankadan şahsen ödenme şeklidir. Ücret, Prim, İkramiye ve Her Türlü Ücretin Bankalar Aracılığıyla Ödenmesine Dair Yönetmeliğin 10 uncu maddesine göre, “İşyerleri ve kurumlar hakkında işverenler ve iş kanunu hükümlerinin geçerli olduğu üçüncü kişiler, Türkiye genelinde çalıştırdıkları işçi sayısı en az beş olup, ay içinde ödeyecekleri her türlü ödemenin yasal kesintileri düşüldükten sonra kalan net tutarını bankalar aracılığıyla ödemekle yükümlüdürler. beş kamu çalışanının işçiye olan her türlü ücret ve aidatlarını banka hesabından yatırması gerekmektedir Bu rakamın altında çalışan işçi çalıştırılırsa manuel ödeme yapılabilir.Burada şu ayrımı atlamamak gerekir: İşverenler işçinin aldığı fiili ücret üzerinden sigorta primi hesaplamak ve bunu sosyal güvenlik kuruluşuna bildirmekle yükümlüdür. kazanılan gerçek ücret üzerinden hesaplanarak SGK’ya bildirilir.Genel olarak işverenler asgari ücreti öderler. Asgari ücretin üzerinde bir maaşla banka aracılığıyla çalıştırdıkları işçilerin ücretlerinden, geri kalanını ise doğrudan, makbuz ve evraksız olarak, sigorta primlerini muhafaza ederek harcama kalemlerini azaltmak amacıyla çalıştırırlar. bir miktar. Böylece işçi o ay için borcunun tamamını alsa da sigorta primi aldığı maaştan değil, banka aracılığıyla yatırdığı asgari ücret üzerinden hesaplanır. Bu da çalışanın eksik sigorta primlerinin azalmasına ve ileride emekli olma ihtimaline yol açmaktadır. Yargıtay geçtiğimiz günlerde konuyla ilgili daha önceki bir kararında şu değerlendirmelerde bulundu: “ücret miktarı, işçinin kişisel özellikleri, iş veya meslekteki kıdem, iş unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özelliklerini, işyerinin eski çalışanları veya Mesleği, diğer işyerlerinde ödenen ücretleri örf ve adetleri dikkate alarak belirler ve çalışma hayatında vergi veya sigorta için daha düşük bir prim ödeyebilmek için belirtilen ücretlerin iş sözleşmesi veya maaş bordrosu zaman zaman gerçeği yansıtmamaktadır. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önemlidir. İmzalanan bordrodaki ücretin gerçeği yansıtmadığından şüphelenildiğinde, tanık ifadeleri dikkate alınmalı, işçinin meslekte bulunduğu süre ve işyerinde çalıştığı tarihler, iş unvanı ve ilan edilerek asıl işi, sendikalardan, ilgili işçilerden ve işveren kuruluşlarından olabilecek önceki ücretleri tespit edilerek bir sonuca varılmalıdır. İşte tüm delilleri bir arada değerlendirerek. Somut uyuşmazlıkta davacı 1.300 TL net ücret aldığını iddia ederken, davalı davayı takip etmedi ve savunma yapmadı. Mahkeme, davacının SGK kayıtlarına göre daha düşük ücretle çalıştığını kabul etmesine rağmen, işyerinde gazeteci olarak çalışan davacının kıdemi 6,5 yıldan fazladır. Kalifiye bir işçinin ve uzun kıdemli bir işçinin çalışmasının bu ücretle kabul edilmesi hayatın normal akışına aykırıdır. Bu nedenle eksik bir inceleme ile yazılı bir karar verilmesi yanlış olurken, daha erken ücret araştırması yapılıp sonuca göre karar verilmesi gerekir. Temyiz edilen kararın yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulmasına oybirliği ile karar verildi. Bu nedenle genel kanaat, mahkemelerin işyeri ve SGK kayıtlarının tek başına geçerli olduğunu kabul etmediği yönündedir. Maaşının bir kısmının elle ödendiğini iddia eden işçinin, halen çalışıyorsa yapması gereken iki şey vardır: 1-) 2.) İşveren, maaşının tamamını bankadan yatırarak SGK primlerini doğru bildirmekle yükümlü olabilir. Sözleşmeniz kendini feshettiği için ihbar tazminatı talep edemeyecek, sadece kıdem tazminatı talep edebilecektir. İş akdini feshetme nedeni maaşının düzgün ödenmemesi olduğundan, açacağı davada gerçek maaş miktarını ve maaş ödeme şeklini ispat etmeye gidecektir. Bu hususları ispat ettiği takdirde kıdem tazminatına hak kazanacak ve kazandığı gerçek ücret üzerinden kıdem tazminatı talep edebilecektir. İkinci durumda, istisnalar kuralı ihlal etmediğinden, işçilerin iş sözleşmeleri genellikle çeşitli bahanelerle feshedilir. Bu durumda işçiler, SGK primlerinin işverene usulüne uygun olarak bildirilmesi nedeniyle iş sözleşmelerinin yanlış nedenlerle feshedildiğini ispat edeceklerdir. Ayrıca bu tazminata esas olacak ücret, işçinin aldığı fiili ücret olarak kabul edilecektir. İşçiler, mevcut yargılama sırasında gerçek ücretlerini her türlü delille ispat edebileceklerdir. Burada geçmiş ücret araştırması, TÜİK verileri ve tanık verileri önemli bir yer tutmaktadır. İşçilerin ödeyecekleri asgari ücret tutarları, TÜİK internet sitesinde iş koluna göre detaylandırılmıştır. Yine yapılacak bir önceki ücret araştırmasında, davacı işçinin bir bütün olarak işi, kıdemi ve yetkinlikleri bildirildiğinde, ilgili kurum ve kuruluşlar aynı kıdeme sahip işçilerin aldıkları ücretleri bir bütün olarak mahkemelere bildirirler. Uygulamada ücretlerle ilgili akran araştırmalarının temelini oluşturan bilgi ve belgeler genellikle sendikalar tarafından sağlanmaktadır. Sonuç olarak, ücretin doğrudan ödendiği bir işyerinde işçiler haklı nedenle iş sözleşmelerini feshedebilirler. Bu durumda, işyerinde istihdam edilen kişilerin ifadeleri, TÜİK verileri, daha önceki ücret araştırması sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin birbirini teyit etmesi halinde işçinin iş akdini geçerli bir nedenle feshetmiş sayılacağı, hak, hak ve tazminatları ise işyerinde ödenen gerçek ücret üzerinden hesaplanacaktır. İş güvenliği profesyonellerinin benzer sorunlarla karşılaşıp karşılaşmadığı anketine katılmak için tıklayınız. İş sağlığı ve güvenliği alanındaki haberlere, iş ilanlarına ve diğer tüm gelişmelere anında ulaşmak ve Telegram grubumuza katılmak için buraya tıklayın.

Diğer gönderilerimize göz at

[wpcin-random-posts]

Yorum yapın